Hande’ye benzer bir yanım yok!

Muzik Haberleri yorum yok »

Dört yıl aradan sonra yeni şarkılarıyla müzikseverlerin karşısına çıkan Ayşe Hatun Önal, tarzını Hande Yener’e benzetenlere yanıt verdi. Tempo dergisine konuşan Önal, “Benim şarkılarımın benzeri yok. O yüzden beni kıyaslayacak birini bulabileceklerini sanmıyorum” dedi…

Dört yıl önce “Ayılık var senin hamurunda / Sarılmandan belli, kırıcan mı belimi / Çok canım acıdı çeksene elini” sözleri ile ba?ladı Ayşe Hatun Önal’?n müzik maceras?. Sonra sessizliğe büründü, ikinci albüm çalışması yılan hikayesine döndü. şimdilerde magazin aleminden elini ayağını çekip yeni bir “ben” yaratt???nı söylüyor. “Sustuysam” adlı albümü ile ikinci çık???nı yapmaya hazırlanan eski manken, de?i?imini Tempo dergisine anlattı.

Rotay? değiştirmek, yeni müzisyen kimli?inizi insanlara kabul ettirmeye çalışmak “sancıl?” bir dönem olmalı… – Einstein’?n dediği gibi: “Önyargıy? kırmak, atomu parçalamaktan daha zordur.” İnsanlar ciddi bir önyargıyla yaklaştılar bana. Oysa koca koca köşe yazarları şarkının sözleriyle dalga geçerken, “Çeksene Elini” yurtdışında pek çok kulüpte çalıyordu. Ele?tirinin sebebi, biraz da o zamanlar Türkiye’de elektronik müziğin denenmemiş olmasıyd?.

Ki?ili?inizle de alakası var mı bu eleştirilerinı – Mankenlikten gelen birinin daha önce denenmemiş bir türde çalışma yapması ve başarılı olması, insanlara, “Nasıl yani?” dedirtti. Takdir etmek, insanların en çok zorlandı?? alanlardan biri ülkemizde ne yazık ki!

Mankenli?i, müzik için bilinçli olarak mı bıraktınız? – Evet, ama şimdiki aklım olsa bırakmazdım. “İkisini bir arada yapamazsın” diye bir kanun yok aslında. Fakat bu önyargılarla savaşmak istemedim daha fazla. Zaten mankenlikten pek haz aldığım söylenemezdi. Müzik yaparken aldığım haz bambaşka.

Neden kimse sahiplenmez, sevmez mankenli?i? – Evet, öyle bir durum var hakikaten. Mesela ben “Çeksene Elini” resmen patladıktan üç ay sonra, ?talya’da dünyanın en iyi ajanslarından Woman ile anla?ma imzaladım. Ajanstakiler bayıld? resmen bana… “Bella, bella” (güzel, güzel) diyerek fotoğrafımı çektiler. Hemen Milano Moda Haftas?’nda yer almam istendi. Sonra İstanbul’dan bir telefon geldi. “Klibin MTV’de bir numara” dediklerinde arkama bakmadan İstanbul’a döndüm, bıraktım mankenli?i.

Söz ve bestelerin tamamının size ait olması ?a??rtıyor insan?. Hele herkesin “beste fabrikatörleri”nin kapısında yatt??? bir dönemde… – Erdem Kınay bu konuda çok cesaretlendirdi beni. Ne zaman sık??sam, bırakıp başkasından beste almaya meylediyordum. Okurken çok kasıyordum kendimi. Yo?un çalıştıktan sonra sesimi de açtım sonunda.

“Sesim açıldı” diyorsunuz. Nasıl gerçekle?iyor bu durumı – Geçen yıla kadar ?an eğitimi alıyordum ama sonra bıraktım. Benim ?an eğitimi almam gerekmiyor. Kendime özgü bir sesim, söyleyi? tarzım varmı? çünkü. Bunu da Özdemir Erdoğan’dan öğrendim. Alt? ay kadar önce de açıldı sesim.

Türkçeyi kullan?? ve söyleyi? tarzınız çok eleştirildi. Fakat bu albümde de değişen bir şey yok. – Bir kere benim yaptığım müzik çok hareketli. Kelimelerimiz ise çok uzun. Müzikle sözler örtü?meyince, mecburen kelimeleri biraz kırpmam gerekiyor. Hem fena m?, bana özgün bir şey oluyor.

Hem sözlerde hem şarkıyı okuyu? tarzınızda, kendinizle dalga geçme durumu da var. – Bu, kendinin farkına varabilmenin sonucu olan bir şey. Kendi hayatını ya?arken, birden üçüncü gözün açılıyor ve kendi hayatın?, kendini d??arıdan görebiliyorsun. Gittikçe egonu sıfırlıyorsun ve kendinin farkına varıyorsun. şarkılarda, ayaklarımla da dalga geçtim, sıskal???mla da.

Ne i? yapsanız magazinselle?iyor. Çok çektiniz mi bu durumdanı – Benim daha göz önünde olduğum dönem, magazin hayatı ve de basını çok kötü bir durumdayd?. Bir hafta içinde sekiz tane ayrı erkekle yatmak mümkün olabilir mi? Ben de çektim kendimi o dünyadan. Gece kulüpleri değil, dağ tepe geziyorum artık.

Zor olmalı birden kendini o ???ltılı dünyadan çekmek… – Oldukça zor tabii! En parlak zamanında, gelen i?leri kabul etmiyorsun, televizyona çıkmıyorsun, röportaj vermiyorsun… Ama kendi kişisel geli?imimle ilgili önemli işler yaptım.

Kendi içinizde neler keşfettiniz? – Farklıl???mı hissettim. Bu da her şeyi kesip do?anın içine derinlemesine dalarak, dağ tepe gezerek oldu.

De?i?im sonrası geçmişe dönüp baktığınızda nasılm?? vaziyet? – Uyanık olduğunu, her şeyi görebildiğini zannediyorsun fakat derin bir uykudasın.

Yaptığınız müziği kabul ettirme u?ra?? akıllara Hande Yener’i getiriyor. O da benzer durumlarla kar??la?m??t? sanki. – Hande, başka bir kulvara geçmenin zorluğunu ya?ad?. İnsanlar onu eski şarkılarıyla tanım?? ve sevmişken; o, şimdi elektronik altyapıların ağırlıkta olduğu parçalarını kabul ettirmenin zorluğunu ya??yor bence.

şarkılarınızın altyapıları itibarı ile aranızda bir benzerlik de var. – “Çeksene Elini” çıktıktan birkaç ay sonra, o da benim gibi Erdem Kınay ile çalışmaya ba?ladı. Fakat benim şarkılarımın benzeri yok. O yüzden beni kıyaslayacak birini bulabileceklerini sanmıyorum.

Yine de bu parçadan sonra devam gelmeyince, bu müziğin öncülü?ünü Hande Yener üstlenir gibi oldu. – Benim üstlendiğim bir öncülük yok. Aslında bakarsanız, vokalde elektronik müziği yıllar önce Aylin Aslım yaptı. Hakkını yemeyelim!

Parçaların çoğunda, aşka ve iliİkilere dair basmakalıp durumların dışında farklı bir söylem var. – Mesela “Kalbe Ben”, kişinin kalbiyle beyni arasında sık???p kalmasını anlatıyor. Beynin, kalbe söz geçirememesi sonucu ortaya çıkan bir parça! Bana da böyle oluyor zaman zaman. Fakat kalbe söz geçirmek istemem aslında. Duygusal zekám çok yüksektir. O yüzden duygularımla hareket ederim.

Aşk da değişti mi tüm bu de?i?im süreciyle? – Değişti tabii. Eskiden hata kabul etmeyen bir yapım vardı. Artık aşkta daha toleranslı biriyim. Bir de ruh ikizi olayına çok inanıyorum. Tüm olay ruh ikizini bulmakla ilgili!

Siz buldunuz mu peki? – Ruh ikizi olup olmadığını zaman gösterecek, ama hayatımın aşkıyla kar??la?tım diyebilirim.

Cilekeş

Muzik Haberleri yorum yok »

Görkem Karabudak – Vokal, Elektro Gitar

Beş yaşında piyano ile müziğe ba?ladı. 13 yaşında Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi “keman” bölümünü kazandı ve yedi yıl burada Elif Enacar ve Arif Abbasov ile keman eğitimini sürdürdü. Elena Pu?kova ile koro, daha sonra kazandığı Gazi Üniversitesi Müzik Eğitim Fakültesinde de Günay Akgün ile ?an çalıştı. Prof. Erol Erdinç yönetimindeki Bilkent Gençlik Senfoni Orkestrasında ve birçok oda müziği orkestrasında görev yaptı. Konservatuar eğitimini sürdürürken, 2002 Kasım ayında vokalist olarak Çilekeş grubuna dahil oldu. Bilgi Üniversitesi Müzik Bölümünde eğitimini sürdürmektedir.

Ali Güçlü şimşek – Elektro Gitar

Kadıköy’de doğdu, Bursa’da büyüdü. 12 yaşında gitara heveslendi. Ankara Üniversitesi DTCF Fransız Filolojisini kazanınca, Bursa’dan tanıdığı Cumhur’un stüdyosuna takılmaya ba?ladı. Stüdyoda Görkem’le tanıştı. Bir süre sonra Görkem ve Cumhur gruplarını da??tıp; hep beraber Çilekeş’i kurdular. Geçen sene ilk hedefini gerçekleştirdi ve grup arkadaşlarıyla birlikte doğduğu kente, İstanbul’a yerleşti. şimdi aynı evde, hep beraber takılıyorlar.

Cumhur Avcil – Davul

Bursa’da doğdu. Bursa Erkek Lisesi yıllarında müziğe ilgisi arttı ve davul çalmaya ba?ladı. Lise yılları boyunca değişik gruplarla çalarak bir çok organizasyonda yer aldı. 1999 yılında Ankara Üniversitesi Psikoloji Bölümünü kazanarak Ankara’ya yerleşti. Bir sene sonra kendi stüdyosunu açarak, bir çok gruba eşlik etti ve müzik çalışmalarını sürdürdü. Bu yıllarda çeşitli rock festivallerinde ve barlarda ses teknisyeni olarak çalıştı. 2002 Kasım ayında Çilekeş’in kurulmasıyla grubun davulcusu oldu. 2004 yılında Psikolog unvanını alarak Ankara Üniversitesi Sosyal Antropoloji Bölümünde yüksek lisans öğrenimine ba?ladı.

Gökhan Şahinkaya – Bas Gitar

Samsun’da doğdu. Ortaokul yıllarında rock müziğe ilgi duymaya ba?ladı. Lise yıllarında kurduğu grubu ile çeşitli organizasyon ve şenliklerde çaldı. Üniversite eğitimi almak için Ankara’ya yerleşti ve bir bar grubunda bas gitar çalmaya ba?ladı. Limon Bar’da John Doe ile çalarken Çilekeş ile tanıştı. Görkem ile bir proje grubunda yer aldı. 2003 yılında Bilkent Üniversitesi’nden bilgisayar programcısı olarak mezun oldu ve tamamen müziğe yöneldi. 2006 ya kadar birçok grupta çaldı. 2006 Mart’?nda Çilekeş’e katıldı.

İlk konserini Kasım 2002′de Ankara Saklıkentte gerçekleştiren Çilekeş, 2003 ve 2004 yıllarında verdikleri konserlerle önce Ankara’da dikkatleri çektiler. 2004′ün Mayıs ayında önlerinde gerçekten önemli bir fırsat olduğunu henüz bilmedikleri Fanta Genç Yetenekler Aramızda yarışmasına katıldıkar. Ön elemeleri a?an Çilekeş, İç Anadolu Bölgesi Finali’nde canlı performansıyla beğeni toplayarak Türkiye Finali’ne katılmaya hak kazandı. Grup, yarışmanın Türkiye Finali’nde Melih Kibar, Meltem Taşkıran, Teoman, Levent Yüksel, Engin Akıncı’dan oluşan jüri önünde yine canlı performansıyla göz doldurarak yarışmayı kazandı.

Bu gelişmenin ardından daha büyük organizasyonlarda, daha geniş kitlelere ulaşmaya bağlayan Çilekeş, konserlerin yanında albüm çıkarma fikrini aklına koydu ve yeni parçalar yaparak bir demo hazırladı.

Canlı performanslarıyla gözdolduran grup, yarışmanın arkasından davet edildikleri ve 17 şehri kapsayan Türkiye turnesinde Candan Erçetin, Beyaz, Harem ve Nev ile birlikte yaklaşık 350 bin kişiye ulaşma fırsatı yakaladı. Böylece büyük çapta bir turneye çıkan ilk amatör grup oldular ve henüz ilk albümleri çıkmadan kayda de?er bir dinleyici kitlesi yakalamayı başardıkar.

Prodüksüyonuna 2005′in Mart ayında ?TÜ MIAM’da davullları kaydederek ba?ladıkları ve özellikle üniversite gençliği tarafından dört gözle beklenen ilk albümleri Y.O.K. Volkan Ba?aranın prodüktörlüğünde Haziran 2005′te ONAIR tarafından yayınlandı. şarkıların söz, beste ve düzenlemelerinin tümünün Çilekeşe ait olduğu albümde Rap müziğin yükselen ismi Fuat, Kurban grubunun davulcusu Burak Gürpınar ve alternatif müziğin önemli ismi Aylin Aslım da birer şarkıda konuk müzisyen olarak katıldıkar.

“Y.O.K.” albümünün gördüğü büyük ilgiyle beraber Çilekeş, Türkiye’de ve yurtdışında verdiği konserlerle hayranlarıyla buluştu. Özellikle Kasım 2005’te gerçekleştirdikleri Honduras konseri büyük ses getirdi ve Orta Amerika’da sahne alan ilk Türk Rock grubu oldular. 2005, 2006 ve 2007 yıllarında birçok uluslaras? festivalde aralarında Deftones, Megadeth, Garbage’?n da bulunduğu sayısız dünya çapında isimle aynı sahneyi paylaştılar.

Sevenlerinin sabırsızlıkla beklediği ikinci albümlerinin prodüksüyonuna 2008′in ?ubat ayında Tarkan Gözübüyük prodüktörlüğünde Stüdyo Flat’te ba?ladılar. “Katil Dans” adını verdikleri bu albümde yine tüm şarkıların söz, beste ve düzenlemeleri Çilekeş’e ait.

Müzik Dünyasında “İYİ” şeyler de Oluyor.

Muzik Haberleri yorum yok »

şimdiye kadar yazdığım albüm yazılarında genellikle bir olumsuz bir hava hakimdi. Sanki her albüm için ters bişeyler söylemek için yola çıkmışım gibi.. Oysa durum tamamen farkıydı. Söylenecek düzgün şeyleri zaten söylüyoruz ama yanlış giden şeyler fazlaysa bir albümde yazı ister istemez olumsuz hale geliyor. Bu da aslında “yazılacak iyi albüm vardı da biz mi yazmadık” gibi bir yere dayanıyor. Ben de ba?tan sona iyi bulduğum bir şeyleri yazmayı çok istedim uzun zamandır ve beklemeye aldım kendimi iyiler için. Derken nihayet nefes almamı sağlayan birkaç albüm çıktı karşıma…

Popüler kimli?i olmayan ama düzgün i? yapan müzisyenlerin albümleri bunlar. Uzun süredir piyasada olup da i?leri değil de sadece isimleri ya da sansasyonları dolaşan starlara(!) şiddetle önerilir….
Ertu? Ergin ismi kendi sesinden önce yazdığı şarkılarla hayatımıza girdi aslında. Aşkın Nur Yengi’deki “Yalancı Bahar”?n sözleri, Ufuk Çakır’daki “Kızıl Öfke”, Emre Altuğ’daki “Gözünaydın Yar” ve en büyük hitleri Hande Yener’deki “Kim Bilebilir Aşk?” ve “Yola Devam” O’na ait eserlerdi. Sonrasında “Hayatım” adını taşıyan ilk albümünü yayınladı. Bu albüm belli bir kitleye ulaşt? ancak popüler kültür ö?elerine ters düştü. Zaten Ertu?’un müziğindeki özellikler ticari kısma değil kaliteli kısma uyum sa?lıyordu. şimdi de bu iyi özellikleri başka bir albümde tatma fırsatı var elimizde.. İkinci Ertu? albümü; A1…

Lokomotif olabilecek çıkış şarkısı, “A1″ şarkısına bir türlü karar verilememiş ve birçok şarkının A1 şans? olduğu dü?ünülerek bu isim verilmiş albüme. Sadece düşünce de değil gerçekte de durum böyle. Albümü dinledikçe her şarkının ayrı bir özelliği olduğunu anlıyor, sürekli, yeni favoriler belirliyorsunuz kendinize. Biri remix olmak üzere 13 şarkı yer alan albümde elektronik tatların yanında akustik tınılar da yer alıyor. Her şarkı ayrı bir tat ancak bütünde de bir kopukluk yok. Hakan Caneroğlu ve Genco Arı aranjelerde gayet modern bir i? çıkarmış ortaya. Alışıldık değil, günü ve ileriyi yakalayan düzenlemeler var albümde. Ayrıca en dikkat çeken özelliklerden biri de şarkıların hikayeleri. Başrolde yine aşk var ancak anlatım çok daha farklı ve gerçekçi. Sözleriyle de artı puanları ekliyor hanesine. Ne “sana bayılıyorum” ne de “sensiz ölürüm” tavrı var albümde. Orhan Gencebay şarkılarında hissettiğim nahifli?e daha yakın geldi sözler bana.( “Aramızda başka biri var ise, tertemiz aşkımı bana geri ver” gibi…)

Açılış şarkısı “Derin Mevzu” ve “Aşkın Kusursuz Cinayet” gayet başarılı dans şarkıları.. Ne tamamen eskiye ne de alternatif olma yoluna gidilmi? şarkılarda. Sentez başarılı olmuş. Ayrıca Hande Yener’den dinlediğimiz “Yola Devam” bu kez sahibinin sesinden albüme dahil olmuş. Ben “Paranoya”nın da olmasını isterdim Ertu? yorumuyla, şarkının biraz hakkı yendi gibi. Ayrıca çıkış şarkısı “Tek Yürek”in sürekli yükselen ve içine alan hali de takdire ?ayan olmuş, klibi de şarkıyı tamamlam??. ?lle de parlak ışıklar fonda, elde mikrofon ve sarışın kızlar olmadan da güzel işler çıkıyormu? demek ki ortaya. Hala bu formülün peşindeki isimlere duyurulur. “Dostun Biri” ve “Sensiz Ya?arım”sa diğer favorilerim arasında. Her şarkıda muhakkak sizi yakalayan bir cümle bulaca??nız garanti gibi. Albüm kartonetinde de ayrıca bir özen var.

Bu albüm MESS Production’un ilk projesi. şirketin amacı iyi müzik üretebilen isimlerin yolunu açmak… Dilerim böyle i?lere imza atmaya devam ederler. Ayrıca Ertu?’un teşekkür yazısında geçen “şarkı adların?” bulup şirkete ulaştıran dinleyicileri de sürprizler bekliyor. Bu da albümün bir başka eğlencesi…
Albüm kartonetlerini sürekli okuyanlar “Saro Secikyan” ismine yabancılık çekmeyecektir. Kerim Tekin’in ilk albümünde Febyo Ta?el’le ba?ladıkları müzikal yolculuk farklı albümlerde yorumcu ya da söz yazarı olarak devam etti. Bu arada sahne çalışmalarına da devam eden Saro’nun artık kendi şarkılarını söyleme zamanı geldi, iyi ki de geldi… TMC müzikten çıkan ilk Saro albümünün ismi “O Gece”…

“O Gece”ye genel olarak baktığımızda bilgisayar müziğinden uzak, birçok şeyin canlı çalındı??, akustik bir dinleti albümü olduğu söylenebilir. Eski tatları özleyenlere ise bire bir ilaç niteliğinde. Saro’nun yorumu bir kere diğer isimlerden ayrılıyor. Tanju Okan’la Özdemir Erdoğan arasında tok bir yerde.. şarkıları dinlerken bu isimleri anıyorsunuz ister istemez. Sözlerin çoğunda Saro’nun imzas? bulunurken Aysel Gürel, Günay Çoban gibi, isimlerde katkıda bulunmuşlar. Albümün gizli kahramanıysa müzikteki yol arkadaş? Febyo Ta?el elbette. Funda Arar’a yaptığı işlerle adını duyursa da yetene?i elbette onlarla sınırlı olmayan Ta?el bana Onno Tunç’un hissettirdi?i şeyleri hissettiriyor düzenlemelerinde. Özellikle şarkıların altındaki yaylı düzenlemeleri harika. Bu kural bu albümde de bozulmuyor. ?yi bir ikili olduklarının güzel bir ispatı olmuş bu albüm.

Saro albüm öncesinde Funda Arar’a sözleriyle verdiği desteğin karşılığını Arar’dan bir düetle alıyor. Albümün en sa?lam şarkılarından “Akşamüstü”de iyi bir düet çıkıyor karşımıza. Ayrıca bir klasik olan “Oblivion”da güzel Türkçe sözleriyle öne çıkmayı başarıyor. Tanju Okan’a selam gönderen şarkı “Hasret” Saro’nun yorumuyla tekrar dinleyiciye ula??rken, yine Okan şarkılarının havasındaki (Koy Koy, Öyle Sarhoş Olsam ki) “Bir Kadeh Daha”daki tiyatral söyleyi? dikkat çekici. (“Ya ben ya ben” kısımları özellikle) Bir de final şarkısı olan “Kal” da Vokaliz e?li?i de sürprizlerden.

Albümün çıkış? için seçilen “Tahta Ev” ne kadar doğru bir çıkış şarkısıdır bilinmez ancak albüme kesinlikle şans vermek lazım. Eskiyi özlüyor, o havayı şarkılarda duymak istiyor fakat yeni bişeyleri de görmek istiyorsanız “O Gece”yi ve Saro’yu es geçmeyin…

Petek Dinçöz’den yeni albüm Frekans

Muzik Haberleri yorum yok »

etek Dinçöz, “Frekans” isimli yeni albümü ile 2008 yazına damgasını vurmaya hazırlanıyor. “Kolay Değil”, “De?me Keyfime De?me” ve “Frekans” gibi birbirinden iddialı parçaların yer aldığı albüm mayısın ilk haftası müzik marketlerde yerini alacak. Yeni albümünün fotoğraf çekimi için Zeynel Abidin’le çalışan Petek Dinçöz “Arım Balım Pete?im programı için her sabah saat 6′da ayaktayım. Üç saatlik canlı yayın bitiminde stüdyoya ko?turdum ve nefes bile almadan yeni albümümü tamamladım… şarkılarımla bu yaza da damgamı vuraca??m” dedi…

Yeni albümü için yepyeni bir imaja bürünen Petek Dinçöz’ün fotoğraf çekimlerindeki styling çalışmasını ünlü “imaj-maker” Hakan Öztürk gerçekleştirdi…

Sevda Demirel Hayatıma yeni bir format attım

Muzik Haberleri yorum yok »

En son 2004′te bir albüm çıkaran Sevda Demirel yeni albümü “Uyanma Vakti” ile müzik dünyasına kesin dönüş yaptığını söyledi. Bir radyo programına katılan Demirel çarpıcı açıklamalar yaptı: “Hayatıma yeni bir format attım. Geçmişimi silmek istiyorum. Gençlik aklımla yanlış işler yaptım. Ç?plak pozlar verdim. Bunları silmek mümkün değil ama ben hayatımda temiz bir sayfa açtım. Yaptıklarım yanl??t?. Kendimle hesapla??yorum. şimdi amacım, şöhret dünyasının kötü getirilerini özellikle genç kızlara anlatmak.”

Dört yıldır Londra’da yaşayan Demirel, hatırlanaca?? üzere yıllar önce Hande Ataizi ve Cem Davran’?n programına konuk olmuş, tart??t??? Ataizi’ne okkalı bir tokat atmıştı. Demirel bu tokat? da andı: “Program banttandı. Hande isteseydi o görüntüleri sildirebilirdi, demek ki yayınlanmas? onun da işine geldi.”

Sayfa: < 1 2 .. 1100 1101 1102 .. 1187 1188 >